150 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo yalnızca 1TL!
Fitoterapi Nedir?

Fitoterapi; hastalıklardan korunmak ve tedaviyi desteklemek amacı ile tıbbi etkisi bilimsel olarak kanıtlanmış bitkiler, onların etkin maddelerini taşıyan kısımları ve/veya bir işlem yoluyla elde edilmiş doğal ürünleri ile bunlardan hareketle hazırlanarak standardize edilmiş farmasötik formlar (tablet, kapsül, tentür…) ve bitkisel tıbbi ürünler kullanılarak yapılan uygulamadır.

İnsanoğlu çok eski çağlardan beri hastalıkları tedavi etmek için bitkileri kullanarak şifa bulmuş ve modern tıbbın temellerini oluşturmuştur. Fitoterapi tarihinde, bitkilerin tedavide kullanılışı ilk olarak M.Ö. 3000 yıllarında Ninova tabletlerinde belgelenmiştir. Mezopotamya bölgesindeki Sümer, Asur, Akat gibi uygarlıklarda ve doğuda Çin ve Hint tıbbında da bitkilerin önemli bir yeri vardır. İslam uygarlığında özellikle İbn-i Sina bitkisel tıp konusunda yazdığı "El Kanun fi't tıbb" kitabında tedavi edici bitkilerin tanıtımı ve kullanılışından bahsetmiştir. Kitabında damıtma düzeneği şekline de yer veren İbn-i Sina, bitkilerin kök, yaprak veya çiçeğinden elde edilen yağların Aromaterapi ile şifa için kullanımından da bahsetmektedir.  Yunan tıbbının öncülerinden Hipokrat'ın kitabında ise bitkilerin ilaç olarak kullanıldığı bilinmektedir. Geçmişten günümüze Fitoterapi ve Aromaterapi Uygulamaları ile ilgili sayısız kitap, dergi ve makale gibi yayınlar bulunmaktadır.

Günümüzde fitoterapi, Farmakognozi ana bilim dalında incelenmektedir. Geçmiş ve günümüz fitoterapi uygulamaları arasındaki fark bitkilerin tamamının değil de faydalı parçalarının tedavi amacıyla kullanılmasıdır. Örneğin geçmişte bitkinin uçucu yağından faydalanmak için çayı içilirken günümüzde bitkideki uçucu yağ ekstre edilerek faydalı kısmı kullanılmaktadır. Bu da bitkinin diğer gereksiz ve yan etkileri olabilecek kısımlarından korunmayı sağlamaktadır.

Fitoterapi, bilime dayalı bir tıbbi uygulamadır ve şifalı bitkilerin geleneksel bilgiler ile gözleme dayanan yöntemlerinden bağımsız bir şekilde, tamamen kontrollü klinik denemeler, sıkı biyomedikal çalışmalar ile belirli fitoterapötik preparatların sayısız denemesi ve farmakolojik çalışmalarının kanıtların yorumlanması ve kabulüne dayanır. Bazı ülkelerde, fitoterapötik ürünler ilaç olarak ruhsatlandırılırken, diğer ülkelerde fitoterapinin geleneksel bir şifa bulma şekli olduğu düşünülmektedir.

Fitoterapi özellikle önleyici ve destekleyici tedavi konusunda oldukça etkili bir yöntemdir. Avrupa’da ise fitoterapi oldukça popüler alternatif tıp uygulamalarındandır. ”Avrupa Fitoterapi Bilimsel Kooperatifi” yani ESCOP, Avrupa da yer alan bitkisel ilaç veya fitoterapi topluluklarını temsil etmektedir. Fitoterapi uygulamasının yalnızca alanında uzman kişilerden alınması gerekliliği sonuçların başarısı açısından önemlidir. Bu alanda uzmanlaşmış kişiler “Fitoterapist” olarak adlandırılır. Uzmanlık gerektiren bir alan olarak Fitoterapi eğitim programları da Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği kapsamında, bazı üniversitelerde ve onaylı Fitoterapi kurs kurumlarında, hekimler ve eczacılara verilerek Fitoterapi uygulama konusunda sertifikalandırılırlar. Bunun yanında Eczacılık Lisans Bölümü mezunları ve Tıp Doktorları, yüksek lisanslarını ve doktoralarını bu alanda yaparak Fitoterapi Uzmanı olabilirler.

Herbalizm, bitki ve bitki özlerinin kullanımına dayalı modern tıp dışında kalan geleneksel tedavi yöntemidir. Geleneksel tedavi yöntemleri veya halk hekimliği, doktorluk mesleği dışında kişiler tarafından icra edilir ve koca karı ilaçları ve bitkisel iksirler kullanılarak uygulanır. Bitkiler üzerinde araştırma yapan ve bitkilerden elde ettiği karışımları insan veya hayvanların tedavisinde kullanan kişilere de “Herbalist” adı verilir. Bu kelime Türkçe’de Aktar olarak bilinir.

Bitkisel maddelerle yapılan çeşitli tedavi biçimlerinin terminolojisi kafa karıştırıcı olmaya devam etmektedir. Kimileri bitkisel ilaçları bilimsel ve tıbbi kanıtlara dayanarak fitoterapötik ürünler olarak kabul ederken, diğerleri bu ürünleri gıda takviyesi olarak kabul eder. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri'nde bitkisel bazlı tüm ürünler takviye edici gıda olarak sınıflandırılır.

Fitoterapide kullanılan ürünler genel olarak, herbalizmden farklı olarak rutin prosedürler kullanılarak endüstriyel olarak üretilir. Ancak Fitoterapötik ürünlerin bileşimleri üretildiği firmalara göre farklılıklar gösterebilir.

Fitoterapötik ürünlerde standardizasyon sağlanması bu sektörün sıkıntılarından bir tanesidir. Standardizasyon, tanımlanan aktif bileşenlerin yeniden üretilebilir olmasını amaçlamaktadır. Örneğin; Sarı Kantaron bitkisi hem fitoterapide, hem de bitkisel uygulamalarda kullanılır. Bitki uzmanları herhangi bir standartlaştırılmamış Sarı Kantaron bitki tentürü kullanırken, Fitoterapi uzmanları içerisinde Hiperisin ve Hiperforin içeriğine göre standart hale getirilmiş endüstriyel olarak üretilen özütlerden formüle edilen şurup veya kapsüller kullanırlar. Bitkisel ekstrelerdeki aktif bileşenlerin tanımlanarak miktarlarının belirlenmesi genellikle, gaz ve yüksek performanslı sıvı kromatografisi, kapiler elektroforez, atomik absorpsiyon spektroskopisi veya kütle spektrometrisi kullanılarak yapılır.

Bilim insanları, 19.yüzyıldan bu yana bitkilerde bulunan aktif bileşenleri araştırmış ve tanımlamışlardır. Bu maddeler izole edilerek sentetik kimyasal ilaçlara (aspirin, kortizon, antibiyotikler, vb.) dönüştürülmüş ve bitkisel ilaçların azalmasına neden olmuştur. Ancak günümüzde sentetik kimyasal bileşenlerin istenmeyen yan etkileri ve toksisitelerinden korunup yaşam kalitesini arttırmak amacıyla tekrar doğal çözümlere dönülerek birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Unutulmamalıdır ki; en güvenilir maddeler en uzun süre kullanılan maddelerdir. Fitoterapi’de kullanılan tıbbi ve aromatik bitkiler binlerce yıldır kullanılmaktadır.

Fitoterapi uygulamalarında öncelikle hastanın durumuna göre profesyonel muayene yapılarak hastanın ihtiyacı olan bitkisel ilaçlar belirlenir ve reçete edilir. Fitoterapinin alanlarından bazıları; göz hastalıkları, gastroenteroloji, kadın hastalıkları, endokrinoloji ve metobolik hastalıklar, sedef ve cilt hastalıkları, nörodejeneratif hastalıklar, onkoloji, immünomodülatör tedavi ve fitoterapi ile zayıflamadır. Fitoterapi genellikle; migren ve baş ağrıları, atardamar ve toplardamar kan dolaşımı bozuklukları, kalp hastalıkları, tansiyon problemleri, egzama, alerji ve cilt hastalıkları, prostat hastalıkları, solunum yolları hastalıkları, astım, romatizma, osteoporoz, depresyon, panik atak, sinir hastalıkları, epilepsi,  uykusuzluk, üşütmeye yönelik hastalıklar, grip ve üst solunum yolları enfeksiyonları, fibromiyalji, aşırı kilo ya da kilo alamama, behçet hastalığı, kadınlarda menstrual düzensizlik, buhran dönemi, menopoza giriş zorlukları, azospermi ve kısırlık tedavisi, reflü, mide ve bağırsak rahatsızlıkları, tiroid bezi hastalıkları, kolon, akciğer ve mide kanserleri gibi bazı kanser türleri ve kemoterapi sonrası tedavisi, şeker hastalığı ve insülin direnci, böbrek ve idrar yolları gibi birçok hastalığın tedavisi için uygulanmaktadır. Yetkili otoritelerce onaylanmış fitoterapi ürünleri, Güney Kore ve Japonya gibi bazı ülkelerde sağlık sigortası kapsamına dahil edilirken, Çin, Hindistan ve Nepal gibi ülkelerde geleneksel tıp hizmetlerine giren bitkisel ilaçlar için geniş bir sağlık hizmeti kapsamı bulunmaktadır.

Fitoterapinin çocuklarda kullanımı bedensel ve fonksiyonel gelişimin tamamlanmamış olması nedeniyle daha fazla dikkat ve özeni gerektirmektedir. Buna dikkat edildiği sürece kimyasal ilaçlara göre yan etkisi çok daha az olan ve tedavi başarısı ispatlanmış olan tıbbi bitkilerin kullanımı daha uygundur.

Türkiye bitki florası, tıbbi ve aromatik bitkiler bakımdan çok zengindir. Birçok kültür bitkisinin gen merkezi olan Anadolu’da yetişen tohumlu bitki tür sayısı yaklaşık 12.000 civarında olup, 3700 civarında endemik tür bulunması, fonksiyonel gıda, gıda takviyesi, kozmetik ürünler ve bitkisel ilaç üretimi için elverişlidir. Bilimsel literatürler ışığında, dünya standartlarında kaliteye sahip (Farmakope ve Monograflara uygun), etkin ve güvenli bitkisel ürünlerin pazara kazandırılması, ülke ekonomisine de yüksek oranda katkı sağlayacaktır.

Farmakognozinin dünyada ve ülkemizdeki gelişmelerini izlemek ve bunları üyelerine duyurmak, farmakognozi ve fitoterapi konularını yurdumuzda tanıtmak, farmakognozi ve fitoterapi konularında yayınlar yapmak, bilimsel toplantılar ve kongreler düzenlemek, yetkili makamdan izin almak koşulu ile bu alanda faaliyet gösteren yurt dışı kuruluşlar ile iş birliği yapmak, Türkiye'deki doğal ürünlerin ilaç ham madde kaynağı olarak değerlendirilmesi için yapılacak araştırma ve yayınları teşvik etmek gibi konuların temsili Farmakognozi ve Fitoterapi Derneği tarafından yapılmaktadır.

Dogaltakviyeler.com.tr

İnternet Sitemizde satışa sunulan ürünler ilaç değil, gıda takviyesidir. Reçete ya da doktor onayı gerektirmez ve ilaç yerine geçmezler. Bu nedenle ürünlerimizin tedavi edici bir etkisi bulunmamaktadır. Gıda takviyeleri ise dengeli beslenmenin yerine geçmez. Sağlıklı beslenmeye ek olarak kullanılmaları gerekir.

Sitemizde yer alan bilgiler bilgilendirme amaçlı olup taahhüt ve tavsiye yerine geçmeyen bilgilerdir. Sitemizde satılan ürünlerin logo, marka ve diğer patentli hakları, marka sahiplerine aittir. Tüm ürünler %100 orijinaldir ve T.C Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı onaylıdır.